Yazınsal Dilbilim ve Bir Öykü - Yöntem ve Uygulama
Aysu Erden
Giriş
Öykü yazarı öyküsünün metnini oluştururken, öyküde yer alan katılımcılar, süreçler, olgular ve bunları etkileyen koşullarla ilgili kimi anlatıbirimler (narrative units) oluşturur. Bu anlatıbirimler, öykünün yüzeysel yapısına yazarın seçtiği bir dizi dil kullanımları aracılığıyla yansır. Bu dil kullanımları sözcükler, sözcük öbekleri, tümcecikler, tümceler kimi zaman da tümce öbekleridir. Anlatıbirimlerinin kimileri içlerinde sözkonusu öykünün derin yapısının oluşmasında etkin olan belirli toplumsal ideoloji, politika, kültür ve inançları barındırır. Yazarın kendine özgü varsayımları, inançları ve düşünceleri doğrultusunda biçimlendirdiği bu tür toplumsal etkenleri öyküsüne yansıtma biçimlerini bulmak için, bunların öyküde nasıl bir çerçeveye yerleştirildiklerini incelemek gerekmektedir. Her kısa öyküde süreç, katılımcı ve koşul gibi olguları niteleyen roller vardır. Bu rollerde diğerleri gibi öykünün yüzeysel yapısında, ayrıca, sözkonusu süreç, katılımcı ve koşulları birbirleriyle kaynaştırmanın yollarını yansıtan farklı dil kullanımları da bulunmaktadır. Ve, ile, gibi, -den sonra/önce, çünkü, ama, kadar vb. öncelik-sonralık ya da nedensellik, amaç, sonuç belirten kaynaştırma yolları, geçişlilik seçimleri olarak da adlandırılabilir. Bunların saptanıp incelenmeleri gerekir, çünkü öykünün içindeki süreç, koşul ve katılımcıları oluşturan dizgelerin anlaşılmasında ayrı bir öneme sahiptirler. Böyle bir incelemede, öyküleri oluşturan tümcelerin birbirleriyle olan ve bu tümcelerin onların içinde kurucu öğeler olarak bulunan sıralı, niteleyici ve içeyerleşik tümceciklerin kendi aralarında bulunan ilişkileri yöneten kurallara ilişkin çözümleyici bilgiler, yazınsal dilbilimin temellerini oluşturur: Diğer bir deyişle, yazınsal inceleme ve eleştirinin temelini oluşturan böyle bir dilbilimsel yaklaşım yazınsal dilbilim olarak da adlandırılabilir (Berry, 1975: Vol 1, 149 ff. s: 151).
Böyle bir yöntem okuyucuyu "Kim kime ne yapıyor? Nasıl? Neden? " sorularının yanıtlarını aramaya yöneltmektedir. Bu yöntemin temelinde, anlamların tümceciklerin içinde süreçler halinde yerleşik olduğu varsayımı yatmaktadır. Dolayısıyla da tümceciklerin, metnin oluşturulmasında, anlaşılmasında ve yorumlanmasında önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. Çünkü içlerinde bir ya da daha fazla tümcecikler bulunan bileşik, karmaşık ve bileşik-karmaşık tümceler, yazarın inanç ve ideolojileriyle ilgili süreç ve olguların zaman ve mekan içinde birbirleriyle nasıl öncelik-sonralık ve neden-sonuç ilişkilerinin içinde olduklarını yansıtmaktadırlar. Bu tür tümceler kendi içlerinde her biri birer süreç ve olgu belirten eylem ve adlar bulunduran tümceciklere sahiptirler. (Erden, 1998: 44-45)
Amaç ve Yöntem
Bu araştırmanın amacı, kısa öykünün metnini oluşturan bileşik ve karmaşık tümceleri oluşturan tümceciklerin, içlerinde barındırdıkları yüklemler aracılığıyla kimi süreç ve olguları nasıl yansıttıklarını ve nasıl bir çerçeve içine yerleştirildiklerini saptamaktır. Öyküdeki bu süreçleri, olguları ve içinde bulundukları çerçeveleri keşfetmek, okuyucuyu ya da eleştirmeni, öykünün derin yapısında bulunan toplumsal ideolojilere, inançlara, kültüre ve insani ilişkilere götürecektir. Öyküde süreçleri keşfetmek için önce Burton'un (1982) daha sonra ise Weber'in (1992) önerdiği yöntemler Buket Uzuner'in (1998) Güneş Yiyen Çingene adlı öyküsüne uygulanacaktır. Sözkonusu yöntemler şöyle özetlenebilir:
I- Öyküde Süreçler (Burton, 1982:199)
1. Harekete yönelik maddi süreçler
A. Amaca yönelik maddi süreçler
B. Koşulları değiştiren hareket süreçleri
C. Olayları yansıtan maddi süreçler
2. Katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler
A. Katılımcıların iç dünyalarını yansıtan zihinsel süreçler
a. Algılama süreçleri
b. Tepkisel süreçleri
c. Bilişsel süreçler
B. Katılımcıların dış dünya ile ilgili ilişkilerini yansıtan zihinsel süreçler
3. Katılımcılararası ya da katılımcılar ile olgular arasındaki ilişkileri yansıtan süreçler
II. Öyküde Olgular (Weber, 1992:33-36)
Öyküde henüz gerçekleşmemiş olan olguları yansıtan anlatıbirimlere işaret eden dil kullanımlarının saptanması.
1. Açık olan birimler
A. Kiplik bildiren birimler
B. Olumsuzluk bildiren birimler
2. Örtük olan birimler
A. Önsayıltı bildiren birimler
B. Çıkarımlar sonucu ortaya çıkan birimler
Bir Öykü ve Uygulama
Bu yöntemlerin bir öyküye nasıl uygulanabileceği, öyküden seçilen örneklerle açıklanmadan önce, yüzeysel yapısını çoğunlukla bileşik ve karmaşık tümcelerin oluşturduğu öykünün konusuna kısaca değinmek yerinde olacaktır. Uzuner, öyküsünün baş kişisi olan Oğuz'un ağzından, çocukluk, delikanlılık ve orta yaş dönemlerindeki kimi özlem ve deneyimlerini, yaşamına giren ve onu çok etkileyen üç kadınla (annesi, karısı ve siyah saçlı genç bir kadın) olan ilişkilerini geriye dönüş ve iç hesaplaşma yöntemiyle ve birinci şahıs tekil kişi anlatımıyla okuyucuya anlatmaktadır.
I- Öyküde Süreçler
A. Amaca yönelik maddi süreçler
ÖRNEK 1: (1a) Köyün sevilen Seniha Ebe'sinin yetim oğlu sünnet oluyor diye (1b) büyük bir şenlik kurulduydu. (2a) Kaymakam Bey ve ailesi bile geldi diye (2b) yer yerinden oynadı. (100)Örnek 1'deki birinci tümcecik (1a) amaç, ikinci tümcecik (1b) ise bu amaca yönelik maddi süreci (şenlik kurulması) belirtmektedir. İkinci tümcedeki birinci tümcecik (2a) amaç, ikinci tümcecik (2b) ise bu amaca yönelik maddi süreci (yer yerinden oynadı) belirtmektedir.
B. Koşulları değiştiren hareket süreçleri:
ÖRNEK 2: (1a) Nasıldı (1b) tanrıyken acaba?.. (2a) Allah onun yerini alınca (2b) üzüntüsünden mi yuvarlanıp kızardı acaba? (101)
ÖRNEK 3: (a) Güzel bir kadına rastlamak insanı etkiler (b) ama aynı güzel kadına onun en diri hareketli ve zincirlerinden boşanmış halinde rastlarsanız (c) çarpılırsınız. (102)Örnek 2'de, (2a) koşulu değiştiren hareket belirten, (2b) ise değişen koşulun sonucunu sorgulayan tümceciklerdir. Örnek 3, dört tümcecikten oluşan bir tümcedir. Bu örnekte, tümcecik (b), tümcecik (a)'nın içinde bulunan olguyu değiştiren koşulu yansıtmaktadır. (c) ise değişen koşulun neden olduğu sonucu belirtmektedir.
C. Olayları yansıtan maddi süreçler:
ÖRNEK 4: (a) Ege sıcağında ter içinde entarili bedenim bacaklarımın arasında bana ko0mik, bir o kadar da hazin görünen sargılanmış (b) acılar içinde sünnet edilmişliğim. (100).
ÖRNEK 5: (a) Tüm erkeklerin sünnet olması gerektiğine (b) kesinlikle inanmışım. (100).4. ve 5. Örnekler, her biri içinde iki tümcecik barındıran karmaşık tümcelerdir. Sözkonusu tümcecikler ayrı ayrı olayları yansıtmaktadırlar:Örnek 4 (a) Sargılanma olayı (b) Acı ve sünnet edilme olayıÖrnek 5 (a) Sünnetin gerekli oluşu (b) Gerekliliğe inanış olayı
2. Katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler
A. Algılama süreçleri
ÖRNEK 6: (a) Her annenin olduğundan (b) iki kat daha güzeldi. (100).
ÖRNEK 7: (1) Yirmi altı yaşında, siyah saçlı bir kadın. (2) Güzel mi? (3) Bilemiyorum. (4) Bence çok güzel. (5a) Başkalarına nasıl görünür (5b) bilmiyorum. (103).Örnek 6'da, (a) ve (b) tümcecikleri Küçük Oğuz'un iç dünyasında annesini nasıl algıladığını yansıtmaktadır. Örnek 7'de beşinci tümceyi oluşturan tümcecikler (5a) ve (5b) Oğuz'un orta yaş döneminde karşılaştığı genç kadını algılayış biçimini ve bunu sorgulayışını yansıtmaktadır.
b. Tepkisel süreçler
ÖRNEK 8: (1a) Okul sevdiklerimle arama giren (1b) bir kurumdu...(2a) Sevemedim (2b) sıralarda oturup sınırları belirlenmiş alanlar içinde (2c) düşünüp konuşmayı. (3a) Alışamadım (3b) kitaplardaki yazıları ezberlemeye... (101)Yine görüldüğü üzere yukarıdaki örnekteki tümceler iki ya da üç tümcecikten oluşmaktadır. Bu tümceciklerin işaret ettikleri tepkisel süreçler şu şekilde açıklanabilir: (1a), (2a) ve (3a) Oğuz'un okula gösterdiği tepkilere (araya giren, sevemedim, alışamadım) (1b), (2b), (3b) ise bu tepkilerin nedenlerine işaret eden tümceciklerdir. Bu örnekte tepkiler, tepkilerin nedenleriyle birlikte tepkisel süreçleri oluşturmaktadır.
c. Bilişsel süreçler
ÖRNEK 9: " Erişemeyeceğin şeyleri isteme Oğuz" sesiyle annemi hala tepemde hissedip, ancak kitaplar okurken, ancak onların geniş alanlarında ferahlayıp, ancak o zaman anneme kaş çatabiliyorken,- Durun! Yaşatın düşlerinizi. Her yaşta herkesin düşleri olmalı. Düşlerini öldüren insan diri gömülmüştür. Artık bir on yıl daha yaşar, böyle ölür giderim derken, - kaldırın başlarınızı, bakın güneş orada. Uzatın elinizi, tutun alın....Tam saçlarımdaki beyazlara, sözlerimdeki dalgın yorgunluğa alışmış, buna uygun bir ruh haline sıkı sıkı provalar yaparken,- Dere boyunda yürüyelim. Dere Boğaz olsun..... Tam İşadamı suratlı, Baba suratlı, Koca suratlı, Güvenilir dost suratlı olarak asık suratlı yaşarken, - Gülmek de ağlamak da yıkar, aklar.... (103).Yukarıdaki örnek, Oğuz'un orta yaş döneminde, Oğuz ile genç kadın arasındaki karşılıklı düşünce alışverişini yansıtmaktadır. Oğuz tam coşku ve umutlarını kaybettiğine inandığı bir zamanda karşılaştığı bu genç kadın tarafından eski coşkusuna kavuşturulmaya çalışılmaktadır.
B. Katılımcıların dış dünya ile ilgili ilişkilerini yansıtan zihinsel süreçler
ÖRNEK 10: (a) Alışamadım... (b) başkalarının doğrularını kabullenmeye. (101)
ÖRNEK 11: (a) Babasız büyüyen çocuklar (b) kavgada babalarına güvenmeyi bilmezler. (99)ÖRNEK 12: (a) Ama unutmayın siz güneşi elinizde tuttuğunuz sürece (b) dünyanın bu yanındakiler karanlıkta kalacaklar. (103)Örnek 10 devrik bir tümce olduğu için tümcecik (b) Oğuz'un tepkisinin nedeninin dış dünyadaki insanlar olduğuna işaret etmektedir. Örnek 11 ve 12'deki (a) ve (b) tümcecikleri arasında eşzamanlı birliktelikler ve koşutluklar bulunduğu, bu birlikteliklerin de konuşan kişilerin dış dünyaları ile olan ilişkilerini yansıtan zihinsel süreçleri yansıttıkları görülmektedir.
3. Katılımcılararası ya da katılımcılar ile olgular arasındaki ilişkileri yansıtan süreçler
ÖRNEK 13: (1a) İzmir bana küçük geldiğinde (1b) yirmi yaşındaydım (1c) ve matbaacılıktan anlıyordum. (2a) Annemi aşıp (2b) İstanbul'a gittim. (102)
ÖRNEK 14: (1a) Bisiklet görüp de (1b) bisiklet istemeyen erkek çocuk yoktur. (99)
ÖRNEK 15: (1a) Gözleri olmayan hiçbir şeyi sevmediğimi (1b) anneme anlattım. (99)Örneklerdeki (a) ve (b) tümceciklerde bulunan katılımcı ve olgular arasında eşzamanlı ilişkilerin olduğu görülmektedir.
II- Öyküde henüz gerçekleşmemiş ya da gerçekleşmesi hiçbir zaman mümkün olmayan olayları yansıtan anlatıbirimleri:
Bu birimler, öykü kişilerinden biri tarafından gerçekleşmesi çok istenilen belirli olay ya da durumların, öykü kişisinin ya da koşulların kimi yetersizlikleri nedeniyle hiçbir zaman değiştiremeyeceği gerçeklere ters düştüğü için, nasıl gerçekleşemediğini betimler. Dolayısıyla da öykünün sanal düzeninde gerçeklerle, gerçeklere ters düşen olgular arasında aykırılık oluşturan bir dünya oluşur. Uzuner'in öyküsündeki bu tür birimleri iki grupta incelemek olasıdır:
1. Açık olan birimler
a. Kiplik belirten birimler
Bu tür birimleri içeren tümceler istek {-AyIm}, koşul {-(y) sA}, zorunluluk {-mAlı}, gücüllük {-(y)AbIl}, söylenti {-mIş}, ve emir kiplerinden birine sahiptir. Belirli bir gerçeği değil de sözkonusu olayla ilgili kişinin, öykü zamanı içinde o gerçeğe aykırı düşecek olan kişisel yorumunu, beklentisini ve düş kırıklığını belirtirler.
ÖRNEK 16: Bu resimlerin ressamını arıyorum, mutlaka bulmalıyım bu güneşleri yapan insanı, bulmalıyım, başka çarem yok. (103)
ÖRNEK 17: - Durun! Yaşatın düşlerinizi. Her yaşta insanın düşleri olmalı. . Düşlerini öldüren insan diri diri gömülmüştür. (102)
ÖRNEK 18: - Kaldırın başınızı, bakın güneş orada. Uzatın elinizi tutun alın. Ama unutmayın siz güneşi elinizde tuttuğunuz sürece, dünyanın bu yanındakiler karanlıkta kalacaklar. (103)ÖRNEK 19: - Dere boyunda yürüyelim, ders Boğaz olsun, çöpler de vapurlar. Yarıştıralım onları. Saçlarını yolan çimler telli otobüsler olsun. Siz dilini yiyen adam ben de Emine abla. (103)ÖRNEK 20: Kocaman gözlü, narin sıpamın yerini alacak canlı bir yaratık düşünemezken akşamları mekanik bir araçla dere kenarında dolaşmak fikri beni ürkütmüştü . (99)
ÖRNEK 21: Yirmi altı yaşında, siyah saçlı bir kadın "artık gitmeliyim" dedi. (104)
ÖRNEK 22: Şaşırdım. Bilemedim. Karıncaları severdim. Kafam karışıktı. Sustum. (99)
ÖRNEK 23: Erişemeyeceğin şeylerden vazgeçmeyi öğren, erkek oldun artık. (101)
ÖRNEK 24: Sevemedim sıralarda oturup sınırları belirlenmemiş alanlar içinde düşünüp konuşmayı. Alışamadım kitaplardaki yazılanları ezberlemeyi, başkalarının doğrularını kabullenmeye. (101)
ÖRNEK 25: ... Ancak kitaplar okurken, ancak onların geniş alanlarında ferahlayıp ancak o zaman anneme kaş çatabiliyorken.. (100)
ÖRNEK 26: -Erişilemeyecek şey yoktur. Her şey insanın kafasında, sakın sınırlama düş gücünü. Çıkart şiirlerini çekmeceden. Uzat elini güneşe.... (104)
ÖRNEK 27: ... Artık çöp yarıştıramayacağım. (104)
ÖRNEK 28: - Başka dersler bulmalısın. Kuruyan her dere, akan bir başka dereye götürmeli seni... (104)Yukarıdaki örneklere bakıldığında, öyküdeki kiplik belirten birimlerin şu şekilde ortaya çıktıkları görülmektedir:
1. Gereklilik : Öyküde gereklilik kipi Oğuz tarafından zaman zaman kullanılmakta ve onun içindebulunduğu durumdan kurtulmak için kendi kendine çare bulma çabalarını yansıtmaktadır: Bulmalıyım, olmalı, gitmeliyim, bulmalısın (Örnek:16, 17, 21, 28)
2. İstek : Öyküde istek kipi sadece Oğuz'un orta yaş döneminde karşısına çıkan siyah saçlı genç kadının söylediği sözleri yansıtan dil yapılarında ortaya çıkmakta ve Oğuz'u özlediği bir birlikteliğe ve coşkuya davet etmektedir: Yürüyelim, yarıştıralım, olsun (Örnek 10)
3. Söylenti : Öyküde sadece bir kez görülen bir kip siyah saçlı kadın tarafından söylenen tek bir tümcede görülmektedir ve Oğuz'u yeniden düş kurmaya yönlendirmek amacıyla kullanılmaktadır: Gömülmüştür (Örnek: 17)
4. Emir : Bu kip öyküde sadece Oğuz'un orta yaş Oğuz'un orta yaş döneminde karşısına çıkan siyah saçlı genç kadının söylediği sözleri yansıtan dil yapılarında ortaya çıkmakta ve Oğuz'u özlediği coşkuya davet yönlendirmektedir: Durun, yaşatın, kaldırın, bakın, uzatın, bakın, tutun, alın, unutmayın, sınırlama, çıkart, uzat (Örnek: 17, 18, 26)
5. Gücüllük : Öyküde gücüllük eki olumsuzluk eki í-mAı ile birlikte, Oğuz tarafından kullanılmakta ve onun gerçekleştiremediği beklentilerini ve umutlarını yansıtmaktadır: Düşünemezken, bilemedim, erişemeyeceğin, sevemedim, alışamadım, çatabiliyorken, erişilemeyecek, yarıştıramayacağım (Örnek: 20, 22, 23, 24, 25, 26)Öyküde sadece yukarıda sözü edilen kipler görülmektedir.
Bu kipleri öyküdeki kişilere bağlı olarak iki ana grupta incelemek olasıdır:
1. Öykünün baş kişisi Oğuz tarafından söylenenleri ve düşünülenleri yansıtan dil yapılarında ortaya çıkan olumsuz gücüllük ve olumluluk kipleri.
2. Öykünün sonunda ortaya çıkan siyah saçlı genç kadın tarafından (baş kişiyi ikna etmek amacıyla) söylenen sözleri yansıtan dil yapılarında ortaya çıkan söylenti, istek ve emir kipleri.Öyküdeki kip kullanımına bakıldığında, öyküde iki dizgenin varlığı ortaya çıkmaktadır.
Öykü kişilerine bağlı olan bu dizgeler şu şekilde görülmektedir:
1. Oğuz beklentilerini gerçekleştirememektedir. Gerekli çözümleri kendi kendine bulmaya çalışmaktadır:
(a) beklentilerin gerçekleşememesi,
(b) Çözüm arayışı
2. Siyah saçlı genç kadın çözüm önermektedir. Ama önce bir örnek verir: " Düşlerini öldüren insan diri diri gömülmüştür." Daha sonra ise birlikte kimi eylemleri gerçekleştirme isteğini dile getirir ve Oğuz'a hareket geçmesi için adeta emir verir:
(a) Örnek,
(b) Birlikte eylem isteği,
(c) Harekete geçme emri
B. Olumsuzluk belirten birimler
Bu tür birimler öykü kişilerinin kişisel beklentilerinin düş kırıklıklarına dönüşmesini ve ulaşılan olumsuz sonuçları yansıtır:
ÖRNEK 29: Yirmialtı yaşında bir kadın. Öldürmemiş çocukluğunu. (104)
ÖRNEK 30: Şiirlerimi çekmecemde saklamıyorum artık. (104)Oğuz, öykünün sonunda, yaşamındaki olumsuzluklara, ulaştığı bir başka olumsuz sonuç sayesinde olumlu yönde son vermektedir. Çünkü artık çocukluk düşlerini yeniden kuracak, yeniden şiir yazmaya başlayacaktır.Öyküde olumsuzluk eki í-mAı gücüllük ekiyle birlikte sıklıkla kullanılmaktadır. Bu durum da, Oğuz'un çocukluk düşleriyle ve beklentileriyle gerçek yaşamın birbirleriyle bağdaşmadığına ve bu durumun onu mutsuz ettiğine işaret etmektedir: Düşünemezken, bilemedim, erişemeyeceğin, sevemedim, alışamadım, yarıştıramayacağım, erişilemeyecek (Örnek: 20, 22, 23, 24, 26)3.
Örtük olan birimler:
A. Önsayıltı belirten birimler
Öyküdeki kimi birimler diğer birimlerin önsayıltısı olabilirler. Örnek 9'da Oğuz2un düşünceleri onun genç kadınla yaptığı konuşmanın önsayıltısı olarak ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde, verilen yanıtlarda ise, konuşan kişinin kimliğini belirten herhangi bir dil kullanımı olmamasına rağmen (adıl, yüklem, ad, vb.) "yirmialtı yaşında siyah saçlı kadın" derin yapıdaki önsayıltı özne (konuşan kişi) olarak ortaya çıkmaktadır.
B. Çıkarımlar sonucu ortaya çıkan anlatıbirimleri
Okuyucu, öyküde anlam açısından varolan kimi boşlukları belirli dil yapılarından kendi bilgi ve birikimlerine dayanarak yaptığı çıkarımlarla dolduracaktır. Kimi anlatıbirimlerin varlıkları öykünün yüzeysel yapısında, dil kullanımlarıyla açıkça belirtilmedikleri için sanki yokmuş gibi görünürler. Okuyucunun çıkarımlar sayesinde bulduğu bu tür yapılar öykü kişilerinin genel özelliklerine katkıda bulunurlar.
ÖRNEK 31: (1) Kaldırın başınızı. (2) Bakın güneş orada. (3) Uzatın elinizi, tutun alın. (4) Ama unutmayın siz güneşi elinizde tuttuğunuz sürece, dünyanın bu yanındakiler karanlıkta kalacaklar. (103)Örnek 31'deki her tümce geniş çağrışım alanları olan (Kaldırın başınızı, güneş, tutun,, güneşi elinizde tuttuğunuz sürece, ve karanlık) anahtar sözcük ve sözcük öbekleri içermektedir. Okuyucu öyküyü okurken bu dil yapılarıyla ilgili kimi sorular soracak ve bunlara kendi varsayımları doğrultusunda yorum getirecektir:T
ümce 1: Oğuz başını niçin kaldıracaktır? Başını kaldırmak üç farklı anlama gelmektedir: (a) İsyan etmek, itiraz etmek, (b) Çevreyi görmek, olup bitenin farkına varmak, (c) Yukarı bakmak. Bu nedenle, okuyucu burada, Oğuz kişiliğinde insanların yapmaları ya da yapmaması gereken şeyler konusunda üç ayrı çıkarımda bulunabilecektir: (a) Toplumun baskısına, kaderciliğe ve coşkuların sönmesine karşı koymalıdırlar. (b) Güzelliklerin ve başarıların farkına varmaları gerekmektedir. (c) Tüm bunları elde etmek için de çaba göstermeleri gerekmektedir.
Tümce 2: Güneş sözcüğü ile ne kast edilmektedir? Okuyucu bu tümceden Güneş' in, gençlik, güzellik, coşku, başarı gibi kavramları simgelediği çıkarımında bulunacaktır.
Tümce 4: Karanlık sözcüğüyle ne kast edilmektedir? Okuyucu bu tümceden insanların coşkuları, güzellikleri ve başarıları başkalarıyla paylaşmaları, bencillikten kaçınmaları gerektiği ve belki de Oğuz'un kendisinin de kimi bencil kişiler nedeniyle coşkudan yoksun kaldığı çıkarımında bulunacaktır.
SONUÇÖykü metinlerinin kurucu öğeleri olan tümcelerin içlerindeki ve aralarındaki dilbilimsel ilişkileri incelemek öykülerin derin yapılarında bulunan olgu, süreç ve katılımcılarla ilgili anlam dizgelerinin ortaya çıkmalarına yardımcı olur. Özellikle de bileşik ve karmaşık tümcelerin yapılarının incelenmesi, okuyucuyu, öykünün içinde yazar tarafından belirli çerçevelere yerleştirilmiş düşünce ve davranış biçimlerinin ve insan ilişkilerinin oluşturduğu dizgelere götürür. Yazarın kip kullanımının incelenmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Bunun başlıca nedeni ise kip kullanımının konuşan kişinin, söylediği tümcenin işaret ettiği gerçeğe karşı takındığı tavrı göstermesidir.
KAYNAKÇA
Berry, M. (1975). Introduction to Systemic Linguistics. London: Batsford, Vol. 1.
Burton, Deidre. (1982). "Through Glass Darkly: Through Dark Glasses", Language and Literature (An Introductory Reader in Stylistics) , Ed. Ronald Carter, London: George Allen and Unwin, pp. 195-214.
Erden, Aysu. (1998). "Öyküde Kadın ve Erkek Yazarların Kadına Bakışı ve Biçemlerine Dilbilimsel Yaklaşım." Düşler ve Öyküler. İstanbul: Umut Matbaası, ss. 39-57.
Uzuner, Buket (1998). "Güneş Yiyen Çingene", Güneş Yiyen Çingene, İstanbul: Remzi Kitabevi, ss. 99-104. Weber,
Jean Jacques. (1992). Critical Analysis of Fiction, (Essays in Discourse Stylistics), Amsterdam and Atlanta: Rodopi.
ERDEN , Aysu (2001) "Öykü Eleştirisinde Farklı Bir Soluk:Yazınsal Dilbilim ve Bir Öykü-Yöntem ve Uygulama, Dilbilim ve Uygulamaları, (Hacettepe Universitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dilbilimi Bölümü Dergisi), Kasım 2000, Cilt:1, Sayı: 1, ss: 53-63
Yorumlar